Tacettin Kepenek

Tarih: 26.08.2025 20:17

FAKİRSİNİZ, FUKARASINIZ!

Facebook Twitter Linked-in

FAKİRSİNİZ, FUKARASINIZ!

Bir şehir düşünün: Kendi celladına âşık olmuş. Bir halk düşünün: Büyük bir kısmı, muhakeme ve mukayese yetisini çoktan bir kenara bırakmış. Hitit, Roma, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, İstiklal mücadelesine karargâh olmuş bu kadim şehir, ne yazık ki son elli yıldır bu acı tanımlamaların gölgesinde debelenip duruyor.

​İstatistikler acı gerçeği gözler önüne seriyor: 1940’ta Türkiye nüfusunun %2.6’sını barındıran ve en kalabalık 6. şehir olan Sivas, 2024’te Türkiye nüfusunun yalnızca %0.74’ünü oluşturuyor ve 33. sıraya gerilemiş durumda. Türkiye ve diğer şehirler büyürken Sivas, dramatik bir şekilde küçülmeye devam ediyor.

​Bugün Sivas’ın 637 bin kişilik nüfusunun büyük bir kısmı ne yazık ki üretime katkı veremeyen kesimlerden oluşuyor: ev kadınları, öğrenciler, çocuklar ve umudunu kaybetmiş gençler... Emekliler zorlu bir yaşam mücadelesi verirken, şehirde aktif çalışan sayısı yaklaşık olarak sadece 180 bin. Bu rakamlar, Sivas’ın demografik profilini net bir şekilde ortaya koyuyor. Kendi kırsalının kışlağı, emeklilerin huzurevi, yurt dışına ve büyükşehirlere göç edenlerin sıla-i rahim durağı...

Kent yönetiminde ve ticaretinde ise son yirmi beş yılda, merkeze göç eden kırk pare köy nüfusunun sayısal üstünlüğü hissediliyor. Siyasî ve ticarî alanlar, bu yeni demografik yapıya göre şekilleniyor.

​Sayın Cumhurbaşkanı, 2024 yılında Türkiye'de kişi başına düşen millî gelirinin 15.463 dolara yükseldiğini açıkladı. Ancak Sivas'ın da içinde bulunduğu TR72 bölgesinde 2023 yılı kişi başına düşen millî gelir 8.385 dolar ve 2024 yılında tahminen 10 bin dolar olacak. Bu rakamlar, bir yandan derin yoksulluğu gizlerken, diğer yandan bireysel ve bölgesel gelir adaletsizliğinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Halka yansımayan rakamların ne anlamı olabilir ki?

Sivas, istatistiklere göre yıldan yıla eriyen bir şehir. Milletvekilleri, bürokratlar, sanayiciler, tüccarlar, esnaflar ve halk, ortadaki temel sorunları maalesef bazen çaresizce, bazen de arsızca görmezden gelmeye devam ediyor.

Ey iktidarın Sivas temsilcileri, size sadece "utanın" demek istiyorum. Ey Sivas halkı, fena hâlde kandırılıyorsunuz. Ancak her defasında aynı partilere oy vererek ve aynı şekilde düşünmeye devam ederek, belki de bu durumu hak eden kaderi yaşıyorsunuz. Bu şehrin, kendi seçtiği yöneticiler ve atanmış bürokratlarla son 40 yılda geldiği nokta ne yazık ki bu. Eğer bu gidişe dur denilmezse, varılacak yer de belli.

Sağlıkta Bile Ayrımcılık

​Sivas'ın ekonomik ve demografik gerileyişi ortadayken, iktidarın sağlık hizmetlerinde bile Sivas’ı önemsemediğine ve ayrımcılık yaptığına, somut bir örnekle şahit oldum. Geçen hafta bir yakınımı götürdüğüm Yeni Numune Hastanesi’nin acil servisi, bu önemsiz görülmenin en somut göstergesiydi.

​Hastane yeni yapılmış olsa da içler acısı bir durumda... Kirli, paslı lavabolar, klozetleri bile olmayan tuvaletler... Kapı kolları ya yok ya da pas içinde. Sabun ve kâğıt havlu ise hak getire. Tavandaki havalandırma menfezleri içi topaklanmış pislik dolu. Duvarların boyaları dökülmüş, zemin kaplamaları yamalı bohçaya dönmüş. Gözlem odasında yer olmadığı için yarım saat boş sedye bekleniyor. Sedyelerde önceki hastalardan kalan lekeler ve ıslak örtüler var. "Sedye örtüsünü değiştirebilir misiniz?" diye sorduğum hemşirenin yüzündeki o umursamaz ifade, aslında her şeyi anlatıyordu...

​Aynı günlerde bir başka yakınım, Elazığ’daki Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne gitmişti. Anlattıkları, Sivas'ın sağlık sektöründe nasıl geri bırakıldığını ve ayrımcılığa maruz kaldığını açıkça gösteriyordu. Elazığ'daki hastanenin, tertemiz ve çok bakımlı olduğunu,  her bölümde refakatçi görevlisinin bulunduğunu, randevu ve uzman hekim sıkıntısının yaşanmadığını hatta hastane içinde mağazaların bile bulunduğunu  anlatıyordu. Anlaşılan, oradaki soyguncu özel hastanelere bile fırsat vermeyecek nitelikte bir kamu hizmeti sunuluyor...

Kader mi, Yoksa Tercih mi?

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, Sivas mitinginde "Siz fakirsiniz!" diye seslendiğinde, aslında acı gerçeği haykırıyordu. Normalde bir insanın yüzüne "Sen fakirsin" denildiğinde üzülmesi gerekir, ancak ne yazık ki toplumun gerçeklikle arasındaki bağ kopmuş durumda. Türk toplumunun büyük bir kısmı bu acı gerçeği kabul edemiyor; "şükür" kavramına sığınarak hem kendini kandırıyor, hem de kandırılmak istiyor.

​Mesele, fakir olduklarına inanıp inanmamakta kalsa sorun olmayacak. Asıl sorun, bu insanların gerçeklikten kopuk hâllerinin, oy verme davranışlarına yansıması ve aklı başında olan herkesin hakkına girmesi...

Sayın Özgür Özel’in "fakirsiniz" sözüne katılıyorum ama eksik olduğunu düşünüyorum. "Fakirsiniz” ve ayrıca “fukarasınız!" demeliydi. Çünkü fukara, gariptir, acizdir, hakkını arayamaz, korkar, ürker... 

Ve bir şehri bu hale getirenler, er ya da geç bu vebalin altında ezilecektir...

Tacettin Kepenek

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —