GÖKYÜZÜNDE YAŞAM MÜCADELESİ

GÖKYÜZÜNDE YAŞAM MÜCADELESİ

...

GÖKYÜZÜNDE YAŞAM MÜCADELESİ - YAZI DİZİSİ (1/5)

Gökyüzündeki İlk Kanatlar: Efsaneden Gerçeğe Hava Ambulansları

Bugün siren seslerini duyduğumuzda yol verdiğimiz o sarı-kırmızı (ülkemizde kırmızı-beyaz) helikopterler ya da jet ambulanslar, aslında insanlığın en eski hayallerinden birinin, "hayat kurtarmak için kanatlanma" arzusunun en somut örneğidir. İnsanoğlunun uçma tutkusu, tarih boyunca sadece mesafeleri kısaltmak için değil, çaresiz kalındığında bir çıkış yolu bulmak için de kullanıldı. Bugün modern tıp dünyasında "Hava Ambulansı" dediğimiz sistemin kökleri, aslında barut dumanları ve cesur denemelerle dolu bir tarihe dayanıyor.

Balonlarla Başlayan Umut

Hava naklinin hikayesi, sanılanın aksine uçaklarla değil, balonlarla başlar. 1783 yılında Fransız doktor Pilâtre de Rozier ve Marquis d’Arlandes’in ilk balon uçuşunu gerçekleştirmesinden kısa bir süre sonra, havacılığın tıbbi amaçlarla kullanılabileceği fikri doğdu. Napolyon’un ünlü cerrahı Jean Dominique Larrey, yaralı askerleri savaş alanından hızla uzaklaştıracak "uçan ambulanslar" hayal etmişti. Her ne kadar bu o dönemde tam anlamıyla gerçekleşemese de, 1870 yılındaki Paris Kuşatması sırasında balonlarla 160 yaralının tahliye edildiği kayıtlarımıza giren ilk önemli tıbbi hava hareketiydi.

Savaş Meydanlarından Modern Tıbba

Ancak gerçek dönüm noktası, Wright Kardeşlerin 1903’teki o tarihi uçuşundan sonra yaşandı. 1917’de, yani havacılığın henüz emeklediği yıllarda, Sırbistan’da 13 hastanın 80 millik bir mesafe boyunca uçakla nakledilmesi, hava naklinin sadece bir teori olmadığını kanıtladı. Türkiye tarihinde de bu konuda çarpıcı bir örnek mevcuttur. İstiklal Savaşı yıllarında, yaralanan bir askerimizin uçakla Ankara’ya nakledilmesi, 3 günlük zorlu bir kara yolculuğunu dakikalara indirmiş ve Türk havacılık tarihindeki ilk sıhhi tahliyelerden biri olarak kayıtlara geçmiştir.

İkinci Dünya Savaşı ve Helikopter Devrimi

Uçaklar hız kazandıkça, hava ambulansları da profesyonelleşti. Ancak asıl devrim helikopterlerle geldi. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Burma’da ve asıl olarak Kore Savaşı’nda (1950-1953) helikopterlerin kullanılması, yaralıların hayatta kalma oranlarını dramatik bir şekilde artırdı. Kore Savaşı'nda 20.000’den fazla yaralının helikopterle tahliye edilmesi, bugün bildiğimiz "Hastane Öncesi Acil Bakım" kavramının temellerini attı.

Neden Havada Nakil?

Bugün elimizdeki verilere ve incelediğimiz klinik kılavuzlara baktığımızda, hava naklinin tercih edilme sebebi sadece hız değildir. Kara yoluyla ulaşımın coğrafi olarak imkansız olduğu bölgeler, hastanın karayolu ile nakli sırasında sarsıntıya dayanamayacağı kritik hastalıklar ve en önemlisi "Altın Saat" dediğimiz, müdahalenin hayati önem taşıdığı ilk 60 dakika havada hasta naklinin zorunluluklarıdır. 

Eskiden balonlarla başlayan bu yolculuk, bugün içinde yoğun bakım ünitelerini barındıran, yüksek teknolojiyle donatılmış uçan hastanelere dönüştü. Bu yazı dizimizin bir sonraki bölümünde, bu uçan hastanelerin içine gireceğiz: "Bulutların üzerinde yoğun bakım hizmeti nasıl verilir ve o küçük kabinlerde hangi hayat kurtaran teknolojiler gizli?" konularına değineceğiz. 

Haftaya görüşmek üzere sağlıcakla kalın. 



Anahtar Kelimeler: GÖKYÜZÜNDE YAŞAM MÜCADELESİ