Tarih: 30.01.2026 13:49

Ahlâk Giderse Geriye Ne Kalır?

Facebook Twitter Linked-in

Ahlâk Giderse Geriye Ne Kalır?

Toplumlar neyle ayakta durur? Ekonomiyle mi,teknolojiyle mi,kalabalık nüfusla mı?

Hayır…Toplumları ayakta tutan asıl sütun ahlâktır. Ahlak çökerse, geriye sadece kalabalıklar kalır, cemiyet değil.

Bugün etrafımıza baktığımızda, hızla derinleşen bir ahlâkî erozyon ile karşı karşıya olduğumuzu inkâr etmek mümkün değildir. Yalanın normalleştiği, emanete ihanetin sıradanlaştığı, haya duygusunun "geri kalmışlık" olarak görüldüğü bir zeminde yaşıyoruz. Oysa kur'an ve sünnet, insanlığa asırlar öncesinden çok net bir istikamet çizmiştir.

Yüce Allah (CC) Kur'an-ı kerim'de şöyle buyuruyor:

 "Şüphesiz Allah, (CC) adaleti, iyiliği ve akrabaya bakmayı emreder; hayasızlığı ,fenalığı ve azgınlığı yasaklar."  (Nahl,16/90)

 Bu ayet, sadece bireysel hayat için değil, toplumsal düzenin de temelini ortaya koyar. Adaletin yerini çıkar ilişkileri, iyiliğin yerini menfaat, hayânın yerini ise arsızlık aldığında; toplum çözülmeye, çukurlaşmaya başlar.

İslam peygamberi Hz.Muhammet (S.A.V) ahlâkın merkezî önemini şu sözleriyle açıkça ifade etmiştir:

"Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." (Muvatta,Hüsnü'l-Hulk,8)

Dikkat edilirse efendimiz (S.A.V) risaletinin özünü ahlâk ile tarif ediyor. Oysa namaz ahlâka yansımıyorsa, oruç dilimize ve davranışımıza tesir etmiyorsa, burada ciddi bir sorgulama gerekir.

Rasulullah (S.A.V) başka bir hadisinde ise ahlâkî çöküşün sinyalini asırlar öncesinden vermiştir:

"Utanmazsan dilediğini yap." (Buharî,Edep,78)

Bu ifade bir izin değil, bir ikazdır. Hayâ duygusu kaybolduğunda, sınırlarda kalkar. Bugün ekranlarda, sokaklarda hatta dilimizde şahit olduğumuz tablo tamda budur. Hayâ kayboldukça, kötülük cesaret bulmaktadır.

Hayat kitabımız kur'an bizleri bir başka ayetiyle daha uyarır:

"İnsanlar elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı."  (Rûm, 30/41)

Bozulma sadece çevrede değil; ailede, ticarette, siyasette ve komşuluk ilişkilerinde kendini göstermektedir. Çünkü ahlâk, hayatın her alanına yön veren bir pusuladır.

Öyleyse bugün yeniden sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımıza ne öğretiyoruz? Başarıyı mı, ahlâkı mı? kazanmayı mı, helâli mi? Görünmeyi mi, doğru olmayı mı?

Unutmayalım ki ahlâk, vaaz kürsülerinde anlatılıp hayatta yaşanmadığında tesirsiz kalır. Ahlâk önce evde, sonra sokakta sonra toplumda inşâ edilir. Her birimiz bu erozyonun ya faili ya da tamircisiyiz.

 Belki de yeniden kulak vermemiz gereken söz peygamberimizin şu hadis-i olmalıdır: 

"Sizin en hayırlınız, ahlâkı en güzel olanınızdır." (Tirmiz'i,Birr,62)

Toplum olarak kurtuluş reçetesi arıyorsak, uzağa gitmeye gerek yok. Reçete bellidir: İmanla beslenen bir ahlâk, Kemale eren bir hayat.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —